AMENTÜMÜZ-1 Allah’a İman

Cemil GÜL

11-01-2021 23:23


Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara Suresi, 2/285)

Evet, her insanın ve özellikle de her Müslüman’ın bilmesi ve inanması gereken Amentümüz, yani inancımız, bilincimizde daima, her zaman ve her yerde bizimle beraber olmalı, beynimizde, kalbimizde olması gereken ve olmazsa olmazımız 

Amentümüzde ifade edilen inanç esaslarını her Müslüman’ın -genç/yaşlı olsun, kadın/erkek olsun herkesin-  öğrenip kabullenerek tasdik etmesi lazımdır. İman esaslarınıntümüne inanmamız şart ve farzdır. 

İmanın temel şartları altıdır:

Bir: Allah’a inanmak. 

Allah’ımızın var ve bir olduğuna inanmak, kısaca Kelime-i Tevhid, yani “Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullah: Allah’tan başka bir ilah yoktur. Hz. Muhammed O’nunpeygamberidir.

İki: Allah’ın meleklerine inanmak.

Üç: Allah’ın kitaplarına inanmak.

Dört: Allah’ın gönderdiği peygamberlere inanmak.

Beş: Ahiret Gününe inanmak.

Altı: Kaza ve kadere inanmak.

Bu altı maddeye kısa ve öz olarak inanmalıyız. Bu iman esaslarını kabul etmek bizi, diğer inanç esaslarını da kabul etmeye götürür. Şimdi bu konuları biraz izah edelim:

Bir: Allah’ın var ve bir olduğuna inanmak: Allah’a ve Allah’ımızın var ve bir tek olduğuna, O’nun yardımcısı, eşi,benzeri ve ortağı olmadığına, hiç kimseye ve hiçbir şeyemuhtaç olmayan Rabbimize inanmaktır. Müşrikler gelip Peygamber Efendimize, “Ya Muhammed, Allah’ını bize tanıt.” diye ısrar ettiler. Yine “Allah dediğin demirden midir, taştan mıdır? Ortağı var mı? Neye benzer?” gibi hâşâ sorular sordular. O anda Cenabı Allah bütün bu soruları cevaplayan İhlas Suresini Cebrail (as) ile indirdi. 

Mekke döneminin ilk yıllarında gönderilen bu sure, adı kelime olarak ayetlerinde geçmeyen üç sureden biridir. İhlâs; dini bâtıl inanç ve hurâfelerden, şirk ve küfür bulaşıklarından temizleyerek katıksız/katışıksız hâle getirmek demektir. Kur’an’ın üç temel konusundan birisi olan tevhid ilkesini özetleyen bu sure Hz. Peygamber tarafından Kur’an’ın üçte birine denk görülmüştür. Dört ayettir. 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun adına okuyor, söylüyorum: 

1. Ey Müslüman! Hak dinin temeli olan tevhid inancını tüm insanlığa bildirmek üzere de ki: “O Allah’tır, birdir. Kâinatın her zerresinde sonsuz ilim, kudret ve merhametinin tecellîlerini görüp durduğunuz, bu yüzden varlığını öteden beri zaten bildiğiniz, fakat sıfatları konusunda her zaman yanılgıya düştüğünüz O Yüce Yaratıcı; eşi-benzeri ve ortağı olmayan, olması da düşünülemeyen Allah bir tek rabdir, ilâhtır. 

2. Allah, Samed’dir. Her şey O’na muhtaçtır, fakat O, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Tüm canlıları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren, Kendisine “Kul olmaya” lâyık tek varlık O’dur. 

3. Doğurmamıştır, doğmamıştır. O’nun başlangıcı ve sonu yoktur. Ne kendisi başka bir ilâhtan meydana gelmiştir, ne de kendisinden başka bir ilâh zuhur etmiştir. Doğmak ve doğurmak, âciz ve muhtaç varlıkların özelliğidir; oysa Allah tam ve mükemmeldir, her türlü âcizlikten, noksanlıktan uzaktır, yücedir. 

4. Hiç kimse ve hiçbir şey, ne zâtında, ne de sıfatlarında O’na denk değildir. Kudret O’nundur, yücelik O’nundur, büyüklük O’nundur. Emrine itaat edilecek, hükmüne boyun eğilecek tek otorite O’dur.” (Mahmut Kısa, Kur’an-ı Kerim ve Kısa Açıklamalı Meali)

O Allah birdir, O Allah Samet’tir. Yani yaratıklardan hiçbir şeye muhtaç değildir, bilakis her yaratık, her konuda O Allah’a muhtaçtır. O Allah anne-baba, evlat mefhumundan münezzehtir, O Allah’ın hiçbir dengi, benzeri, şeriki yoktur.” 

Tevhidin ikinci bölümü de “Muhammedün abduhu ve resulüh: Hz. Muhammed, Allah’ın kulu ve peygamberidir.” Dolayısıyla bir kişinin mümin olabilmesi için Hz. Muhammed’in, Allah’ın kulu, son elçisi olduğuna, yaşamının hepimize örnek olduğuna, sünnet-i seniyyelerinin müminler için bağlayıcı olduğuna iman etmesi gerekir.

Allah’ımızı nasıl tanırız, bilgi verir misiniz? Allah’ımızı 14 sıfatıyla tanırız.

Allah’ımızın 14 temel sıfatı vardır. 

Allah’ın sıfatlarından 6’sı zati, 8’i de subuti sıfatlardır. 

Allah'ın zati sıfatları şu şekildedir:

Vücud: Allah vardır. Daima var olan, mevcud olan Allah. 

Kıdem: Allah'ın varlığının başlangıcı ve sonu yokturO, ezelî ve ebedidîr. Varlığı ezelden olan, hiçbir şey yokken kendisi var olan Allah.

Beka: Allah'ın varlığı sonsuzdur. Varlığının sonu olmayıp ilelebet var olan Allah. 

Vahdaniyyet: Allah tek ve eşsiz yaratıcıdır. Varlığında tek olan, eşi benzeri, yardımcısı olmayan Allah.

Muhalefetün lilhavadis: Allah bütün yaratılmışlardan farklıdır, hiç kimseye benzemez. Yüce Allah kendisi yaratıcıdır. Yaratılmışlardan hiçbir şeye benzemez. Başkadır, özeldir.

Kıyamı binefsihi: Allah’ın yarattığı hiçbir kula ihtiyacı yoktur. 

Bu sıfatlar sadece ve sadece Allah’ımıza has ve özeldir. Mesela, yaratılmışlar daim değil, zaildir. Ebedî değil fanidir. Ezelî değil, sonradan yaratılmıştır. 

Allah'ın subuti sıfatlarının anlamları

Hayat: Allah yaşamaktadır ve her zaman yaşayacaktır. Onun yaşayışının bir ömrü yoktur. 

İlim: Allah her şeyi bilir. Onun bilgisinin sınırı yoktur. Bilmediği yoktur. İlmi sınırsızdır.

Semi’: Allah her şeyi işitir. Yaratılmışlar gibi sınırlı duymaz. En derindeki sesleri, hatta iç sesleri de duyar. 

Basar: Allah her şeyi görür. Kâinattaki her şeyi hiçbir desteğe ihtiyaç duymadan görür. Zifiri karanlıkta, simsiyah bir zeminde hareket eden kapkara bir karıncayı bile görür.

İrade: Allah istediği her şeyi yapabilir. Onun isteği ile “ol” demesiyle her şey oluverir. İzni olmadan hiçbir şey gerçekleşmez.

Kudret: Allah'ın gücünün üstünde güç yoktur. Her şeye gücü yeter.

Kelam: Allah herhangi bir uzva veya bir alete ihtiyaç duymadan konuşabilir.

Tekvin: Kâinattaki bütün her şeyin yaratıcısı Allah'tır ve tek yaratıcıdır.

Bu sıfatlar insanlarda, meleklerde ve cinlerde de vardır. Ama bu sıfatlar bizlere Allah’ın lütfu ile yansır; bu yansıma ve çok az oranda kısıtlı ve ölçülüdür. Ama Allah’ımızın subuti sıfatları sonsuz ve nihayetsizdir. Mesela; biz sadece perde önünü, gözümüzün isabet ettiğini görürüz. Yüce Allah ise yeri, göğü, arşı, ferşi, her şeyi görür. 

Biz sadece kulağımızın frekans aralığındaki sesleri işitiriz ama Yüce Allah en gizli olanı ve kalplerden geleni işitir, bilir ve görür. Kelam, Kudret, İrade ve Tekvin sıfatlarını da işte böyle kıyaslarsan Allah’ın kelamı sonsuz, kudreti sonsuz, iradesi sonsuz, yaratıcılığı sonsuz bir varlık olduğunu anlarsın.

İbret: Nemrut, İbrahim Peygamberle tartışıyor. İbrahim Peygamber, Allah’ımızın yaratıcılığını ve öldürücülüğünü, sonsuz güç ve kudrete, kuvvete, ebedî ve ezelî iradeye sahip olduğunu savunurken Nemrut;

“Ben de öldürür ve diriltirim.” diyor. 

“Nasıl?” diyor Hz. İbrahim Peygamber. 

işe yaramaz, kibirli Nemrut, bir kaç adam çağırttırıyor. Birinin kellesini uçuruyor diğerlerini serbest bırakıyor. “İşte, gördüğün gibi ben de öldürdüm ve yaşattım.” diyor. 

İbrahim Peygamber; ‘Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir’ deyince, Nemrut bozulup rezil oldu, küfrüyle baş başa kaldı. 

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir.” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Bakara Suresi, 2/258)

Ama bir sivrisinek Nemruttan intikam aldı. Firavun kadar da olamadı. 

Çünkü Firavun, bir anlamı olmasa bile sonunda teslim oldu. “Derken İsrâiloğulları’nı denizin öteki yakasına geçirdik. Firavun ve ordusu da haksız yere onlara saldırmak üzere peşlerine düşmüştü. Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi:  "Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.” (Yunus Suresi, 10/90)  

 

Demek Allah’ı bulan her şeyi buldu, mutlu oldu. Allah’ı bulamayan her şeyi kaybetti ve hem de ayıp etti, rezil rüsva oldu. Hakiki hayat ve daimi huzur ve mutluluk Allaha imanda ve iyi bir kul olmaktadır.

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Cemil GÜL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE