ÇOCUKLARIMIZA ADALETLİ DAVRANALIM Kİ ONLARDA ÂDİL OLSUNLAR

Dr. Mehmet SÜRMELİ

26-12-2019 06:16


Yüce Allah mutlak adildir, hikmet sahibidir ve her türlü noksandan münezzehtir. Böyle iman ederiz. Adaletinin gereği şeriatında her şeyi yerli yerine koymuş, hükümlerini beyan etmiştir. Yaratmasında ve emretmesinde zerre kadar boşluk yoktur. Bu söylediklerimiz makro âlem için de mikro âlem için de geçerlidir. Evren için koymuş olduğu yasalar ne kadar muntazam ise insan için koymuş olduğu yasalar da o kadar mükemmeldir.

 

Adaletinin tecellisi olarak her hak sahibine hakkını vermiştir. Nisa suresinde miras ile alakalı hükümler tafsilatlı şekilde açıklanmıştır. Müslüman bir kimse bu ayetlerdeki taksimatın doğruluğuna iman eder ve rasyonel bir anlayışa kapılarak ayetlerin tartışmasını yapmaz. Biz bu anlamda mirasın tahlilini, infakın hikmetini, vasiyetin yerini ve önemlerini burada anlatmayacağız. Zira biz Allah Teâlâ’nın “el-Adl” isminden gerekli payı almalarına bağlı ebeveynin maddi konulardaki adaleti üzerinde duracağız. Eğer onlar maddi konularda adaletli davranmayacak olurlarsa, zulümden ayrı olarak çocuklar arasında husumet ve fitne ortaya çıkar. Fitne ateşinin ne kadar kötü ve zararlı olduğunu her aklıselim insan bilir.

 

Peygamber Efendimiz, hane halkı başta olmak üzere her an adalet üzerine hareket etmiştir. Eşlerine ve kızlarına nasıl davrandığı ve zulümden her zaman beri olduğu kitaplarda müsellemdir. O, kızları arasında âdil olmuş ve çocuklarına haklarını vermiştir. Bize de çocuklarımız arasında adaletli olmayı sünnet bırakmıştır. Adalet konusunda titiz davranan Peygamberimiz, Bir gün Medineli dostlarından birinin evine misafir olmuştur. İçeride ev sahibinin çocuklarına farklı muamele yaptığını görmüştür. Erkek çocuğunu öpüp kız çocuğunu öpmeyen bu sahabisine şu uyarıyı yapmıştır: “Keşke çocuklarınız arasında adaletli olsaydınız. Öpücüklerinizde adil davranarak çocuklarınıza daha yakın olunuz.”[1]

 

Çocuklar arasında öpücüklerde bile adaleti emreden Hz. Peygamber (s.a.v.) zulme medar olabilecek hiçbir davranışta bulunmadığı gibi şahitlikte bile bulunmamıştır. Sahabeden Beşir b. Sad, çocuklarından Numan’a mal bağışlamak istemiş ve bu duruma Hz. Peygamber’i de şahit tutmayı arzu etmiştir. Resulullah (s.a.v.) diğer çocuklarına da aynı şekilde bağışta bulunup bulunmadığını Beşir’e sorunca, “hayır” cevabını almıştır. Bunun üzerine zulme şahitlik edemeyeceğini ve tek taraflı bağışından vaz geçmesini söylemiştir.[2] Beşir de yaptığı hatadan rücu etmiştir. Böylece çocuklar arasında adaleti sağlamak da Peygamber’den bizlere sünnet kalmıştır. Şurası da unutulmamalı ki “İnsan nereden mal kazandığından sorgulandığı gibi, nasıl ve kime infak ettiğinden de hesaba çekilecektir.”[3] Eğer adil olmayan bir dağıtım söz konusu ise failleri Allah katında hesaplarını vereceklerdir.

 

Hz. Peygamber’den bize böyle bir sünnet kalmasına rağmen bazı babaların çocuklar arasında ayırım yapmaları ve bir kısmını mağdur etmelerini anlamak mümkün değildir. Yapılan bu yanlışlar çocuklar arasında tamiri imkânsız kırgınlıklara sebep olmaktadır. Bazen de sınırı zorlayan çocuklar saygı sınırlarını aşarak ebeveynlerine isyan ettikleri için ilahi gazabı celp edecek davranışlar ortaya koyabilmektedirler. Bu suçların işlenmesinde elbette anne-babaların da suçları vardır. Ülkemizin birçok yerinde ise erkek çocuklar tercih edildiklerinden dolayı kızlar büyük mağduriyetler yaşamaktadırlar. Ebeveynler mallarını daha sağlıklarında dağıttıkları için, mirasa konu olacak bir mala sahip olmaları mümkün olmayan bu kesim ömür boyu yoksulluğa mahkûm edilmektedirler. Unutmayalım ki yapılan zulümdür. Allah ve Resulü zulümden beridirler; Müslümanlarında zulümden uzak olmaları imanlarının zorunlu sonucudur.

 

[1]     Abdurrezzak, Musannef, c. ıx, s. 100.

[2]     Abdurrezzak, Musannef, c. ıx, s. 96.

[3]     Tirmizi, Sıfat’ü-l Kıyame, c. IV, s. 612.

 

MEHMET SÜRMELİ

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE