ÇOCUKLARIMIZI YETERİNCE SEVEBİLİYOR MUYUZ?

Dr. Mehmet SÜRMELİ

29-12-2019 09:32


“Onlar ki ‘Ey Rabbimiz!’ diye niyaz ederler, “Bize göz nuru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi takva sahiplerine örnek ve öncü yap!”[1] Bu ayetten aileyi oluşturan eşlerin ve çocukların göz aydınlığı olduğunu anlıyoruz. Çocuklar, eşler arasındaki derin sevginin meyveleridirler. İnsanların kendilerinden bir parça veya kendileridirler. Onları sevmek insanın kendini sevmesinin ve saygı duymasının doğal sonuçlarıdır. Bütün bu nedenlerden dolayı çocukları sevmek fıtrattandır. Çocukları sevmemek ise fıtrattan sapmadır.

 

Allah Teâlâ, dilediği insanlara çocuk verir, dilediklerine de vermez. Vermesi lütfudur. Vermemesi ise belki de kavrayamadığımız hikmetlere dayanmaktadır. Bu konuda şu ayet çok önemlidir: “لِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَاء يَهَبُ لِمَنْ يَشَاء إِنَاثًا وَيَهَبُ لِمَن يَشَاء الذُّكُورَ” “Göklerin ve yerin hâkimiyeti yalnız Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları bağışlar, dilediğine erkek.”[2] Allah’ın lütuf olarak verdiği çocuklar aynı zamanda ebeveynlerin imtihanıdırlar.[3] Allah’ın çocuk lütfetmeyerek imtihan ettiği kimseleri rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak gerekir. Önemli olan doğan çocukla imtihanı başarmak ve emaneti fıtratına uygun yetiştirmektir. Cehenneme odun hazırlamamak ve imtihanda başarılı olmak için çocukların yetişmesine ve kâmil birer insan olmalarına her türlü katkıyı sağlamak anne-babaların görevleridir. Bu çerçeve de bilinmelidir ki çocuklara karşı ebeveynlerin en temel görevleri onları yeterince sevmektir. Çocuklar sevgi ile doğarlar ve sevgi ile yetişirler. Sevgiden mahrum olan çocuklar çiçek gibi solarlar ve sevgi boşluğuna düşerler. Bu boşluğu telefi için arayışlarında da çoğunlukla yanılırlar ve ağır psikolojik sendromlar yaşarlar.

 

Çocuk sevgisinde de elbette ölçülü olmak gerekir. İnsaniyet çerçevesi içerisinde ve ölçülü bir sevgi ideal olandır. Taparcasına çocuk sevmek ilahi sevgiye karşıttır ve dinen de haramdır. Bu çerçevede Resulullah Efendimiz, “Bir şeyi çok sevmek gözü kör, kulağı sağır eder”[4] buyurmak suretiyle her türlü sevgide olduğu gibi çocuk sevgisindeki ölçüye de işaret etmiştir. Çocuklar ölçüsüz sevilecek olurlarsa hem onların yetişmelerinde ciddi problemler çıkar, hem de başlarına bir musibet gelecek olursa anne-baba hayatlarının anlamını kaybederek kötü durumlara düşebilirler. Bunun örnekleri çoktur.

Peygamber Efendimiz, “Büyüklerine saygı göstermeyen, küçüklerine ise sevgi duymayan, marufu emredip münkeri yasaklamayan bizden değildir.”[5] buyurarak çocukları sevmenin önemine en üst seviyede vurgu yapmıştır. Resulullah, torunu Hz. Hüseyin’i kucağına alıp öpmüş sonra da onun üzerinden psikolojik bir tahlilde bulunarak şöyle buyurmuştur: “Çocuk cimriliğin, korkaklığın, cehaletin ve hüznün sebebidir.”[6] Anneler ve babalar güya çocuklarının istikbali için gerekli infakı yapmazlar, kendilerine bir şey olacak olursa onlar bakımsız kalırlar diye korkarlar, çocuklarla çok ilgilendikleri için yeterince ilmi araştırma yapamazlar ve onlarla ilgili gelecek endişesi ebeveynleri hüzünlü yapar. Resulullah’ın tespitleri hayatın içinden olaylar. Fakat bu bir vakıa olmakla beraber istenen ve teşvik edilen bir durumda değildir. Hatta onlarla ilgili endişeler Müslümanı istikametinden saptırıyorsa, şu ayet bu duruma düşenlerin hâllerini resmetmektedir: “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ” “Siz ey iman edenler! Bakın, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazısı size düşmandır. Öyleyse onlara karşı dikkatli olun! Ama (hatalarını) hoş görür, tahammül eder ve affederseniz, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.”[7] Bu ayetin verdiği mesajlar gayet açıktır. Aile fertlerimiz bizleri hayır yolundan ve dinimiz uğruna çalışmaktan engellememelidirler. Allah yolunda çalışırken yolun sahibi yerine aile bireylerimizi önceleyecek olursak başımıza gelecekleri iyi düşünmeliyiz; Allah Teâlâ’nın vereceği musibetler üzerinden hesap yapılmayacağını bilmeliyiz. Çocuk ve aile sevgisi Müslümanları cihad yolunda adım atmaktan engellememelidir. Aksi durumda vesileler amaç hâline dönüşmüş olurlar ve insanlar putlaşır. Böylece Allah’ın rızası kaybedilir.

 

Kendi çocuklarıyla en üst seviyede ilgilenerek bizlere örnek olan Peygamber Efendimiz, torunlarıyla da çok ilgilenmiştir. Çünkü torun evlattan sayılır. Abartma yapmamakla beraber sevgi olarak torun sevgisinin çocuk sevgisinden daha da ileri olduğunun söylenmesi yeridir. Hayatın güçlükleri içerisinde bu nedenle kendi çocuklarını sevmeye fırsat bulamayanlar bu özlemlerini torunlarında giderirler. Çocuk sevgisinin ölçüsünü ümmetine öğreten Hz. Peygamber, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin omuzunda olduğu hâlde namaz kılmış ve insanlara çocuk sevgisinin önemini göstermiştir.[8] Bazı rivayetlerde ise Hz. Zeynep’ten torunu olan Hz. Ümame’yi kucağına alarak namaz kılmış ve secdelerde çocuğu kucağından hafifçe indirmiştir.[9] Öyle ki Resulullah (s.a.v.), bir defasında hutbe okurken Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin üzerlerinde kırmızı bir gömlekle düşe kalka mescide girdiklerinde hutbeyi kesmiş, onları bağrına basmış ve “Allah Teâlâ doğruyu buyurmuş diyerek “Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir”[10] ayetini okumuştur. Sonra da “Şunları görünce sabredemedim.” demiştir. Hutbesine bu olaydan sonra devam etmiştir.”[11] Bu hadise bize Peygamber Efendimiz’deki çocuk sevgisini anlatan en önemli rivayetlerden birisidir. Önemini iyi kavramalıyız ve çocuklarımıza bunun tezahürünü yansıtmalıyız.

 

Çocuk sevgisinin önemiyle ilgili şu örneğin bir benzeri dünyada hiçbir millette yoktur. Hz. Ömer (r.) Esed Oğulları kabilesinden bir adamı bir iş için devlette görevlendirmiştir. Adam yeni görevini teslim almak amacıyla halifenin yanına geldiğinde Hz. Ömer’i çocuklarını öperken ve onları severken görmüştür. “Siz çocukları böyle seviyor musunuz? Ben asla bir çocuğu öpmem.” diye hayretini ortaya koyunca Hz. Ömer şöyle demiştir. “Sen insanlara karşı merhameti az olan bir kimsesin. Ahitnamemizi getir. Sen ebediyen bizde görev alamazsın.”[12] Çocuklara karşı sevgisini yansıtmadığından dolayı adam devlet görevinden azledilmiştir. Zira kendi çocuğuna bile sevgisini hissettiremeyen bir kimse başkalarının çocuklarına karşı daha kaba davranabilir.

 

Sözün kısası anne-babaların çocuklarını yeterince sevmeleri fıtratlarının gereğidir. Sevemiyorlarsa onların da tedavi olmaları şarttır. Çünkü bu önemli işi başaramayanlar fıtraten bozulmuş kimselerdir. Çocuklar da bu sevgiyi ailelerinden hissetmeyecek olurlarsa sevgi tulumlarını başka şeylerle doldurmaya çalışacaklardır. Bu konudaki tatminsizlik yavruları her türlü bunalıma itebilir veya zararlı alışkanlıklarla baş başa bırakabilir. Bu durumdan çocukları kurtarmak ve sorunları çözmek anne-babanın temel sorumluluklarından sadece biridir.

 

[1]     Furkan 25 / 74.

[2]     Şura 42 / 49.

[3]     Bk. Enfal 8 / 28.

[4]     Ebu Davud, Edep, Had. no: 5130, c. V, s. 347.

[5]     Ahmed, Müsned, c. I, s. 257.

[6]     Hâkim, Müsstedrek, c. III, 335.

[7]     Tegabün 64 / 14.

[8]     Hâkim, Müsstedrek, c. III, s. 181.

[9]     Malik, Muvatta, 9, Kasru’s salat, 24, c. I, s. 170; Buhari, 106, salat, c. I, s. 131.

[10]    Enfal 8 / 28.

[11]    İbni Mace, 20, libas, Had no: 3600, c. II, s. 1190; Beyhaki, Vakf, 8, had. no: 11924, 

c. VI, s. 273.

[12]    Beyhaki, Sünen, Siyer, c. IX, s. 72.

 

MEHMET SÜRMELİ

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE