DİNDE AŞIRI GİTMEK ÜZERİNE ÖNEMLİ BİR UYARI!..

Dr. Mehmet SÜRMELİ

08-10-2017 10:59


Dinde aşırılık tarihte insanların zaman zaman içine düştükleri fiili bir durumdur. Bunlardan birisi de Ehli Kitap dediğimiz Yahudi ve Hristiyanlardır. Hristiyanlar, Hz. İsa'yı risalet makamından uluhiyyet makamına, annesini de sıddıkiyyet konumundan başka bir duruma uydurma bir şekilde yücelttiklerinde,[1] uyarı mahiyetinde şu ayet-i kerime inmiştir: "De ki: "Ey kitap ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun hevâ (istek ve tutkularına uymayın."[2] Din'de aşırılık ifadesini bir vasıf olarak düşünürsek "Hak'tan batıla meyletmektir."[3] Bu meyanda şunu rahat olarak söyleyebiliriz ki; dinde aşırı gitmek, sadece ehli kitaba ait bir özellik değildir. Müslüman olduğunu söyleyen birisi de; Allah'ın koyduğu sınırları çiğnemek, dinin emirlerine kayıtsız kalmak ve Allah'ın ulûhiyetini gasp etme arzusuyla; mutlak anlamda emretme konumuna yükselme isteyerek dinde aşırı gidebilir. Bu durumu bilen Hz. Peygamber (s.), şu ilginç uyarıyı ümmetine yapmak zorunda kalmıştır: "Dinde aşırılıktan sakınım Sizden öncekiler, dindeki aşırılıkları sebebiyle helak oldular"[4]

 

Yaşadığımız toplum içinde, fıkıh yapmak suretiyle dinde aşırı gitmenin temel iki versiyonundan bahsedebiliriz. Bunlardan birisi; Yahudi ve Hıristiyanların ortak temayülüdür. Kendilerini seçilmiş insanlar, "Allah'ın ahbapları" olarak görmek suretiyle dinin emirlerine kayıtsız kalan bir anlayıştır.[5] Böyle bir anlayışta kişiler kendilerini mutlak kutsala nispet etmek suretiyle adeta; üzerlerinden dinî sorumlulukların kalktığına inanmaktadırlar. Onlar kendilerini seçilmiş dinin, seçilmiş milletin, çok seçkin üyeleri olarak görmektedirler. Bu durumda olmayan insanlar için, özgür iradelerin hayırla bağlantılı girişimlerinin hiçbir değeri yoktur. Dünyevî ve uhrevî kurtuluşun yolu iman ve salih amelden değil de bu iki ekolden olmaktan geçer (!)

 

Dinde aşırılığın bir diğer temayülü de; dinin özüne eklemelerde bulunmak suretiyle yapılanıdır. Kur'an bizlere bu konuda Hristiyanları örnek olarak verir. Ortaya attıkları "teslis" inancı ve icad ettikleri kurumlar, Kur'an'da sık sık vurgulanır ki mü’minler de aynı hatalara düşmesinler. Birçok ayet içinden şu ayeti incelersek, onların bu eklemeci zihniyetlerini daha iyi tanımış oluruz: "Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, O'na İncil'i verdik ve O'nu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara (uyulması gerekli bir yaşama biçimi) yazmadık. Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar."[6] Ayetten anlaşılan; Allah (c.), onlara ruhbanlığı farz kılmadığı halde onların böyle bir kurumu icad etmeleridir.[7]

 

Dinde aşırılık olan ruhbanlık, korku dolayısıyla dünyaya sırt çevirmek nefsin zaaflarından dolayı dağlara çekilme ameliyesidir. Nitekim Rasulullah, "İslam'da ruhbanlık yoktur." (Müsned-i Ahmed) buyurmak suretiyle, bu ümmetin ruhanî gelişiminin dünyayı terk etmekle olmayacağını, bilakis; Allah (c.) yolunda cihadla olacağını söylemiştir. Dolayısıyla, İslam ümmetinin fertleri, fitnelerden korkmak, ormanlara ve dağlara çekilmek yerine, fitne ve fesadı ortadan kaldırmak durumundadır.[8] İnsanlar yollarını kaybederek ifrat ve tefrit noktalarda aşırılığa düşerler diye Allah (c.), ilahi kitaplarını “mutlak doğruyu bulma yolu/hidayet” olarak adlandırmıştır.[9]

 

[1] Âlusî, Ruhu’l-Meânî, c. III, s. 268

 

[2] Maide 5/77.

 

[3] Taberi, a.g.e., c. IV, s. 655.

 

[4] Nesâi, Menasiki Hac, c. V, s. 268

 

[5] Bak: Maide 5/18.

 

[6] Hadid 57/27.

 

[7] Zemahşerî, a.g.e, c. IV, s. 268.

 

[8] Mevdudi, Tefhim, c. VI, s. 130.

 

[9] Bak: Bakara 2/2; Maide 5/44-47. 

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
Ercan HARMANCI
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Mehmet Şevket EYGİ
Muhammed ERİNÇ
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE