Müfredatın Ahlakîliği

Akif CEMİL

07-02-2017 10:25


İlkokul 3. Sınıfta köyden ilçeye gelince yeni sınıf öğretmenim, beni ısrarla bir kız öğrencinin yanına oturttu. Ben, mahcubiyet içindeyken, o, buyurgan tavırla beni habire nasıl oturacağım yönünde uyarıyordu.

Daha sonra kız kardeşim, okulun ilk haftasında okuldan kaçıyordu. Biz adeta kovalamaca oynuyor, yakalıyor ona kızıyor, yakalayıp okula teslim ediyorduk. Sonunda bir erkeğin yanına oturmak istemediği, buna zorlandığı için kaçtığını öğrendik.

Ailede almış olduğumuz eğitim, ahlaki değerler, okulda karşımıza çıkarılan bu tür uygulamalara izin vermiyordu.

"Devletler kanunla değil, ahlakla daha iyi yönetilir." der Sokrates. Adam yerden göğe kadar haklı. Çıkardığımız kanunlarda, yönetmenlik ve müfredatlarda buna riayet etmediğimiz takdirde arzu ettiğimiz sonucu elde etmemiz mümkün değil.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, uzun bir süredir üzerinde çalışılan müfredat ile ilgili gelinen noktayı kamuoyu ile paylaştı. Müfredat bir yönüyle eğitimin anayasasıdır. Öğrencilere aktarılan tüm bilgilerin, ders kitaplarının kaynağını teşkil eder. Nasıl bir nesil istiyorsanız, müfredatınızı buna göre oluşturursunuz. Bu sebeple farklı zihniyet ve anlayışa sahip insanlar, eğitim tarihimizde, kendi dünya görüşlerinin genç nesle aktarılması için özel bir gayret gösterdiler, göstermektedirler.

Ülkemiz; hazırlanan müfredat, program ve materyaller, ders kitapları üzerinden sürekli bir tartışma yaşadı. Bir dönem; yoğun bir biçimde, bu milletin değerleriyle alay eden, geçmişi karalayan, tarihini inkâr eden, kuru kuruya batıya öykünen, dine tavır alan bir eğitim verildi. Ders kitapları bu içeriklerle hazırlandı. Daha sonraları, farklı dönemlerde, yapılan bazı düzenlemelerle millîliğin gereği yerine getirilmeye çalışıldıysa da yeterli olmadı. Şu an yapılan çalışmalardan önce en köklü ve olumlu müfredat değişikliği Turgut Özal döneminde Millî Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler eliyle gerçekleştirildi. Şimdi de İsmet Yılmaz bakanlığında, Millî Eğitim için büyük bir şans olan Yusuf Tekin rehberliğinde yürütülmektedir. Rabbim hayırlı eylesin.

…                                                                                   

Muazzam bir geçmişe sahibiz, en güzel ahlaki ilkeler bizde. Ama yalan, hırsızlık, tefrika, tenbellik da bizde… Neden? Eğitimcilerin, yöneticilerin, akademisyenlerin, din gönüllülerin velilerin ve elbette müfredatın ahlakiliği önemli. Ama yetişen gençlerimize bu değerlerimizi süreç içerisinde veremiyoruz.  Unutmayalım: Ahlaksız bir insanın ülkeye verdiği zarar, tanklar, füzeler ve bombalarla ölçülemez.

Ahlak insan hayatının her alanında kendini gösterir. Okul niçin var? soruna vereceğimiz cevap önemli. Sadece bazı bilgiler mi vereceğiz? Yoksa bilginin, müfredatın ahlakileşmesi mi gerekmektedir? Diploma, kariyer, statü, tüketim, niteliğin egemen olduğu alanlar oldu okullar…

Ahlak aslında her toplumda, din kökenlidir.

İslam ahlakının kaynağı Kur'an ve Sünnet'tir. Hz. Peygamber döneminde uygulanmış, sonraki nesillere aktarılmıştır. Hayali değildir.

Metafizik arka planı olmayan bir ahlak görüşü, kanunlarla kuşatılmış bir hapishane gibidir.

Her bir insan sahip olduğu inanç ve değerler doğrultusunda ahlaki istikametini belirler.

İslam ahlakı sadece tefsirin, hadisin, fıkhın, tasavvufun değil felsefenin, edebiyatın, tarihin, fen bilimlerinin de vazgeçilmezidir.

Tabiatta hava ne ise eğitimde, insan hayatında da ahlak öyledir.

Pozitivist ve materyalist ahlak bizi ileriye götüremedi.

Çözüm belli: Tüm derslerimize ahlaki değerlerimizi yedirmek, fizikte, kimyada, edebiyatta, tarihte velhasıl tüm derslerde değerlerimizi yerleştirmek, geleceğe umutla bakmak için gereklidir. Haydi Türkiye, haydi Millî eğitim, millet bu adımı bekliyor.

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Ercan HARMANCI
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Mehmet Şevket EYGİ
Muhammed ERİNÇ
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE