MÜSLÜMANCA YAŞAYIP MÜSLÜMANCA KONUŞMAK

Dr. Mehmet SÜRMELİ

08-01-2020 08:39


Bir kimsenin mü’minim demesine rağmen tevhitte kararlı olmayıp savrulmasının en büyük ve birinci nedeni şuursuzluk hâlidir. İmanının bilgi ve salih amellerle desteklenmemesidir. Bu nedenle Yüce Allah (cc), bilerek iman etmenin önemini şu ayette ifade buyurmuştur: “فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ” “Delilleriyle ve kesin olarak bil ki Allah’tan başka ilah yoktur…”[1] buyurmuştur. İnsan şuursuz oldu mu başkalarını körü körüne taklit eder. Hz. Peygamber (sav), bir inanç ve amel sapması olarak taklidin bu şeklini şöyle anlatmıştır: “Siz, sizden öncekilerin hayat tarzlarını tıpa tıp taklit edeceksiniz. Hatta onlardan biri kertenkele deliğine girse siz de gireceksiniz. Biz, ya Resulallah! Bu taklit edilecek olanlar Yahudiler ve Hıristiyanlar mı? dedik. O da ‘ya kimler olacak’ buyurdu.”[2] Bugün dünyada etkin olan ve dayatılan batılı hayat tarzının temelinde İbrani-Hıristiyan inancının yattığını bilirsek bu hadis daha da bir anlam kazanacaktır.

Batılı hayat tarzının egemen olduğu bir dünyada Müslüman olduğunu söyleyip bu ulvi sözün / Müslümanlığın ne anlama geldiğinin farkında olmayan; dinini ve imanını ciddiye almayan, okumayan, araştırmayan hele de her an Allah (cc) ve Resulullah (sav) ile irtibat kurmayan; Kur’an ve Sünnet’i anlayıp yaşamayan bir insanın bu “fitne döneminde” varacağı yer “sabahtan akşama, akşamdan sabaha kâfir olmaktır.”[3] Bu bir tespittir. Bu rivayette kınanan; kişinin kendisine teklif edilen az bir geçimlik uğruna; bürokraside tutacağı bir yer, konfora dayalı bir hayat tarzının kolaylaştırılması veya adam yerine konulması (!) nedeniyle dinini ve şahsiyetini “az bir geçimlik uğruna satmasıdır.”[4] Sonuç ise zaten belli; herkes hangi din tercihinde bulunur ve “bu tercihine göre ölürse, öldüğü hâl üzere dirilir. Mü’min mü’min olarak, münafık da münafık olarak.”[5] Kâfir gibi yaşayıp o hâl üzere ölen bir insanın Müslümanca kalkması ve haşr olması sünnetullaha aykırıdır.

[1]     Muhammed 47 / 19.

[2]     Buharî, 96, İ’tisam, 14, VIII / 151; İbni Hanbel, Müsned, III / 95.

[3]     İbni Hanbel, Müsned, III / 452; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I / 315.

[4]     İbni Hanbel, Müsned, III / 452.

[5]     İbni Hanbel, Müsned, III / 346.

MEHMET SÜRMELİ

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE