ÖLÜMÜN SOĞUK YÜZÜ

Ömer Erdoğdu

09-09-2017 19:21


"Her nefis ölümü tadacaktır"  Ankebut Suresi 57. Ayet


Ölümün yüzü maalesef soğuk, herkes öleceğine inanır , ölmemek için elinden geleni yapar, tedbir alması, hastalıktan tedavi olması, ölme karşı inançsızlığından kaynaklanmaz. Ölümü istemek doğru olmadığı gibi, dünyayı istemek te, ona bağlanıp kalmakta doğru değildir. " ölüm hayırlı ise ölümü, yaşamak hayırlı ise yaşamı istemek" yani hayırlı olanı istemek, hangisinin bizim için hayırlı olduğu hakkında bilgimiz yok, bunu en güzel Allah cc bilir. Böyle düşünmek, O cc na bir teslimiyetin yani müslüman olmanın gereğidir .
Bu nedenle, kimi genç yaşta ölenlerin, kimi erzelil ömüre(ne yaptığını bilmeyecek kadar uzun yaşamak)kalanların, hikmetini anlamakta güçlük çekmeyiz.
Ne olursa olsun ölüme davetiye çıkarmak, dinimizce hiç tasvip edilmez, trafik kurallarına uymamak, kuralları pervasızca çiğnemek, hastalığın tedavisinde doktor tavsiyesine kulak asmamak, "ölüyüm de kurtuluyum "diyerek, yanlış hareketlerde bulunmak, intiharla eş değer olacak kadar tehlikeli davranışlardır. İntiharı da dinimiz şiddetle reddetmiş, başkasını öldürmekten eşedd saymıştır.
Amma bir vakıa, bir gerçek olarak, her zaman alnımızın ortasında duruyor ölüm, kaçış, kurtuluş yok, "ah ölüm sana niçin çare bulunmaz " diye ağıtlar yakılmış, iyiki de çare bulunamamış . Bulunsaydı, veya ölüm diye bir şey olmasaydı dünya yaşanmaz bir hal alırdı.
Herkes, aynı rahatlıkta ölümü karşılamamış.mesela, hz Musa ile hz. Harun'un ölümden korktuğu söylenir.
HZ.harun un ölüm vakti gelince , kendisine bir yatak serilir,
Hz. Musa, yatağın kendisi için serildiğini söyleyince , Harun as iyice rahatsız olur. Beraber yatmayı rica eder. Musa as kardeşinin ricasıyla , yatağa uzanır, Harun as de uzanmıştır. Orada ruhu kabzedilir.
Niceleri, dünya da yaşayıp. Bir defa "ALLAH "demenin yıllarca kabir de dirilişi beklemekten hayırlı olduğunu söyler ler. Böyle bir niyetle, dünyayı tercih etmek bir bakıma doğru, aslında bu dünyayı tercih değil, bir nevi ahirete hazırlıktır.
Bu zamanda bu düşünceyle dünyada kalmak isteyen nekadar insan var!? Tartışılır
K Kerim, müteaddid defalar, ahiret hayatının, hem sürekli , hem dünyadan daha hayırlı olduğunu beyan eder. İnananları, hep ahirete yönlendirir . 
" ALLAH " demek için dünyada kalmak isteyenlerin düşüncesi, kitabımızın bu tavsiyesine aykırı değildir. Aykırı olan, dünyaya dalarak , ahireti unutarak , biraz daha fazla kalmanın mücadelesini vermektir. Kınanan davranış budur.
Şair ne güzel söylemiş;
Ey hasis tüccar! Kendine yeni bir kese diktir.
Ahiret için geçer akçe neyse onu biriktir.
Bir Cuma günü vaaz ediyordum, mümin bir kimsenin ölüm rahatlığını, güzelliğini anlatıyordum , konuyla ilgili bir Ayetin gölgesinde , ayet pek hoşuma gitmişti , insanın ölesi gelirdi, o kadar tatlı, ancak ayet te anlatıldığı gibi, (kendim dahil)ölmelerini arzu ettiğim cemaatte bir soğukluk hissettim. Namaz sonrası cemnattan biri bana yaklaştı ve;
-hocam bu cemaat ölümü sevmez . Dedi.
Bu günkü islam toplumunun bir resmi idi ."dünyayı sevmek, ölümü çirkin görmek"
Ne kadar çirkin görülürse görülsün ! Bir gün mutlaka ölümle yüzleşeceğiz. Yaşı ilerleyenler nekadar yakınsa, hayatının baharında olanlar da aynı yakınlıkta.

ÖLÜMÜN SOĞUK YÜZÜ-2

"Allah, müminlerin canlarını ve  mallarını, cennet karşılığında satın aldı." Ayet meali

 

İtiraf edeyim bende ölümden korkanlar safında yer alıyorum.kendi kendime bu emri hak bir gün vuku bulacak, bari canım acımadan, şeytana İmanımı kaptırmadan, teslimi ruh edeyim. 
Mesela, uyurken ziyaretime gelse ölüm meleği, ölüme en yakın olduğum zaman uyku halim, ruhumu alıverse, zaten uyurken çoğu zaman, "Allah ım! Öldüreceksen, bağışla! Yaşatacak, sabaha çıkaracaksan muhafaza et!" Diyorum. Şehadetimi istiğfarımı getiriyorum,uykunun eline kendimi teslim ediyorum.
Uykuda gelmezse, ne olacak halim! Ölümün acısına nasıl dayanırım?! Bir sürü kaygı, imanlı gidip gitmemek, kaygıların kaygısı.
İmanlı ölme kaygısı, büyüklerin de içinde bulunan bir kaygı, inanan herkesin duyması gereken bir kaygı. Peyğamberlerden ve sağlığında cennetle müjdelenenlerden başka kimsenin , imanla gitme garantisi olduğunu zannetmiyorum. K Kerim (belam b. Baura olduğu söyleniyor) neredeyse peyğamber olabilecek bir derecede olan bir adamın, ayağının nasıl kaydığını, ve cehenneme yuvarlandığını bize haber veriyor . Anlaşılıyor ki, kimseye böyle bir garanti verilmemiştir. Ölüm gelinceye kadar her şey değişebilir, eşkiya, evliya, evliya eşkiya olabilir.
Esad Erbil'i hz. ne;
-efendim! Siz ğavssınız, siz kutbu l aktab sınız vs. diyenlere;
-Bunların hiç birisi umurumda değil, benim kaygım, imanla gide bilecekmiyim, gerisi teferruat . diye karşılık veriyor.
Yahyalı lı hacı Hasan efendi merhum da, ha bire, benim İmanıma dua edin. derlerdi.
Meselenin özü budur zannediyorum.
"Ölüm gelinceye kadar, rabbine ibadete devam et!" Demiyor mu halıkı Zülcelal!?
Görevimiz O cc na kulluk etmek, ibadete devam etmek ama,
Şu amellerle geldim, deyip alnı ak hakkın huzuruna varacak bir amelimiz de yok doğrusu, yalan yanlış yaptığımız ibadetlerimizin Allah katında makbuliyeti meçhul.
Bize ölümü acıtmadan tattıracak , ömür boyu işlediğimiz günahları affettirecek,ahirette cennet ödülü olacak,bir iş var aslında!
"Şehit olmak";
Şehidin ölürken duyduğu acı, sineğin ısırması kadar, veya bir çimdik acısı kadar.
Geçmiş günahlara keffaret,
Müşterisi allah, ayıbına eksiğine bakmadan satın alıyor.
Fiyatı, en azından CENNET.
Körün istediği bir göz, Allah veriyor üç göz!
Hep cephede kazanılan bir ödül değildir şehadet. O cc nun rızası için çalışırken ruhu teslim edene de verilir. Cihadın bir sonucudur. Cihad ise, Allah yolunda , savaşı da içine alan bir çalışmanın adıdır.
Bir insan şehid olmayı arzu ederek yaşarsa, yatağında bile ölse şehid sayılıyor.
Dualarımdasın ey şehadet! Dilim unutursa kalbim unutmasın, her ikisi de unutursa, Allah ım unutmasın! Kabul etsin dileğimi!

ÖLÜMÜN SOĞUK YÜZÜ-3

İçinden nehirler akan adn cennetlerine gireceklerdir.kendileri  için orada diledikleri her şey vardır.Allah,kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, "selamün aleyküm"(selam size) yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete, derler. Nahl suresi, 31,32

Ölüm acısının şiddeti , kişinin hayatını nasıl geçirdiği ile doğru orantılı olabiliyor.bazen de iyi insanların, son bir sadme ile yani izdırap ile, temiz bir şekilde ahiret yurduna gönderildiği de söylenir.
Resulullah sas efendimizin vefatının ızdıraplı olduğu bilinmektedir . Bana göre bunun bir izahını bulmak müşkildir. Sebebi hakka malumdur . Diğer ölümlerle kıyaslamamak gerekir. Çünkü kolay ölüme en layık olan odur. Ümmetin ölüm acısını üzerine aldığı ne kadar doğru bilmiyorum .
Yani ölüm hali kişiye ve hikmete göre değişkenlik arzetmektedir. Bunun için kişinin ölümü esnasında ki durumuna bakıp, mevta hakkında yanlış kanaat sahibi olmak doğru değildir. Hangi hal üzere olursa olsun, hüznü zan edip, iyi gittiğine yorumlamak gerekir.
Abdullah b. Amr, Arab'ın dahi insanlarından, amr b. As hz. Nin oğludur.
-akıllı bir adamın ölüm anında yanında bulunsam, ölümün nasıl gerçekleştiği ni sorsam, diye içinden geçirir. Olacak ya o günlerde babası ölüm döşeğine düşer. Düşüncesini babasına bildirir,
-şu anda, derimin altında, sanki karıncalar var hareket ediyorlar, nefesim boğulacak gibi diye ölüme yakın halini beyan eder.
Melekler, kurtuluşu hak eden insanlara, ayette belirtildiği gibi, selam vererek yaklaşırlar ve ruhunu alırlar. Bu ayetin tefsirinde şöyle anlatılır;
Ölüm meleği ;
-sana Allah tan selam getirdik, ben kulumu özledim diyor, cennette huriler de seni özledi.der.
Kul;
- ne güzel müjdeyle geldiniz. Müjdenize karşılık canım size hediyem olsun. der.
Ölüm gerçekleşmiştir . Orada bulunanlar, bu konuşmanın farkında bile değillerdir. "Biz ona sizden daha yakınız fakat siz görmezsiniz" ayeti buna işaret eder.
Hayatını güzel geçirenlerin bir kısmı bu selama hasret olduklarından,ölümü temenni etmemekle birlikte, Allah a kavuşma arzusuyla, ölümü özlemle beklemektedirler ve ölümden korkmamaktadırlar.
Başta efendimiz sas , 
-Allah , kulunu dünya da kalmak ve Allah a kavuşmak arasında serbest bıraktı. O kul dosta kavuşmayı tercih etti. Diyerek, vaktinin yaklaştığını ima ediyordu. Zaten vefatı garibinde, ila refiki ala(yüce dosta , yüce dosta )diyerek özlemini dile getiriyordu.
Mevlana nın ölüm vaktini, düğün gecesi diye nitelemesinin gerçeği bu özlemdir.
Cenaze vuku bulunca, defin işlerinin acele yapılmasını, efendimiz;
-eğer iyi bir kul ise makamına ve sevdiğine çabuk ulaşmasına yardımcı olmuş olursunuz. Ameli kötü bir kul ise, üzerinizden çabucak atmış olursunuz. Gerekçesiyle tavsiye etmiştir.
Sevdiği insanlarla birlikte güzel bir yolculuğa hazırlanan bir insan için, heyacanından, hareket saatini beklemek nasıl zor gelirse, böyle insanlar için ölüm vaktini beklemek öyle zor olur, dünya bir hapishane gibi gelir onlara , 
Mevlana; " ben kimin ekmeğini çaldım da beni bu dünya hapishanesine attılar" der.
İşte böyle, dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir, bağlanıp kalmaya hiç değmez , baki olan, hoş bir sada değil, Salih amellerdir.
Ölüm güzel şey, o dur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peyğamber
Allah a emanet olun
Selam ve dua

 

 

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
Ercan HARMANCI
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Mehmet Şevket EYGİ
Muhammed ERİNÇ
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE