PEYGAMBERİMİZ’İN (s.a.v.) İSMİNİ ÇOCUKLARA VERMEK

Mehmet Nezir GÜL

11-01-2021 19:48


Anne babanın görevlerinden birisi de, çocuğuna güzel bir isim vermektir.

Utanmayıp iftihar edeceği, örnek alacağı anlamlı bir isim vermek, bir babanın, çocuğuna bırakacağı en güzel miraslardan birisidir.

Bu yüzden Müslümanlar, çocuklarına isim vermek konusunda dikkatli ve titiz olurlar. Daha çocuk dünyaya gelmeden önce tatlı bir telaş kaplar yürekleri... Bir peygamber ismini, tarihî bir şahsiyetin adını veya ailesinden uygun bir ismi vermek için düşüncelere dalarlar. Hatta bunun için isimler sözlüğünü elinden düşürmez, araştırmalar yapar, istişârelerde bulunur, isimlerin anlamları üzerinde yoğun mütalaalara girerler.

Çocuklara güzel isim vermeyi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bize emretmiştir: “Sizler, kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.”İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, c.2, s.424, H.N. 1130

Ve bu manada, anne babaların daha önceden verdikleri bazı kötü isimleri, bizzat kendisi değiştirmiştir. Bir örnek olması açısından, şunları belirtmekte fayda görüyoruz:

Asiye yerine Cemile, Bera yerine Zeynep, Hazn (sert) yerine Sehl, Harb (Savaş) yerine Silm (barış) isimlerini vermişti.

Gerek toplumumuzda gerekse diğer İslam milletlerinde, bugün de bu hassasiyeti genel anlamda en güzel bir şekilde, memnuniyetle görüyoruz. Müslümanların koymak istediği isimlerin başında da tüm zamanların efendisi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) adını koymak gelmektedir.

Muhammed İsmi Verilebilir mi?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında bu çerçevede değerlendirmeler olmuş, hatta ismin veya künyenin verilmesinin uygun olup olmayacağı bir ara tartışılmış bile.

Önce şu rivayete bir bakalım: Cabir (r.a.) anlatıyor: Bizden birinin oğlu dünyaya geldi de adını Muhammed koydu. Bunun üzerine kavmi ona, “Resûlullah’ın (s.a.v.) ismini koymana müsaade etmeyiz.” dediler. 

O da çocuğunu sırtına alarak yola çıktı ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanına gelerek şöyle dedi: “Ya Resûlallah! Bir oğlum dünyaya geldi ve adını Muhammed koydum. Ama kavmim bana, ‘Resûlullah’ın ismini koymana izin vermeyiz.’ dediler.”

Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Benim ismimi takın ama künyemi takmayın.”Sahihi Müslim, Kitabu’l Adap, c. 9, s. 522, H.N. 2133.

Bu ve buna benzer rivayetlerden anlaşılan o ki, kendi ismini kullanmayı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yasaklamamış ve izin vermiştir. 

Merhum Ahmet Davudoğlu hoca, Müslim Şerhi’nde, kaynağını belirtmeden, Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.); “Çocuklarınıza Muhammed ismini veriyor, sonra da onlara lanet ediyorsunuz.” şeklinde bir hadis-i şerif aktarmaktadır. Ve buna dayanarak bazı âlimler, Muhammed isminin verilmesini bazı sebeplerle hoş görmemektedirler.

Muhammed İsminin Yasaklanması

Çok ilginçtir; Allah Resûlü’nün (s.a.v.) isminin kullanılmasını Hz. Ömer (r.a.), özellikle Kûfelilere gönderdiği bir genelgeyle, “Bundan böyle hiç kimse çocuklarına Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ismini koymasın.” diyerek yasaklamıştır. Hatta Medinelilerden, çocuklarına verdikleri Muhammed ismini değiştirmelerini bile istemiştir.

Hz. Ömer’in (r.a.) Muhammed ismini yasaklaması, elbette insana ilk anda biraz garip gelmektedir. Ancak sebebine baktığımızda, bunun makul bir gerekçesinin olduğunu görüyoruz.

Şu olay, Halife Ömer’i (r.a.) çok sarsar: Muhammed b. Zeyd adındaki yeğenine, adamın birinin sövüp saydığını görür. Bunun üzerine çok kızan Hz. Ömer (r.a.), yeğeni Muhammed’i çağırarak şöyle der:

“Görüyorum ki senin yüzünden Allah Resûlü’ne (s.a.v.) sövülüyor. Vallahi, bundan sonra, yaşadığın müddetçe hiç kimse seni Muhammed diye çağırmayacak. Adın bundan sonra Abdurrahman olacak.”

Sahabelerden bu konuya dikkat çeken, sadece Hz. Ömer (r.a.) değildi elbette. Enes b. Malik de (r.a.), “Hem çocuklarınıza Muhammed ismini koyuyorsunuz, hem de onlara lanet okuyorsunuz.” diyerek, bu konudaki vicdanî rahatsızlığını dile getirmiştir.

Muhammed İsmi Bir Sorumluluk Gerektirir

Evet, bu ve benzeri durumlar, bize iki noktada sorumluluk getirmektedir.

Birincisi; Muhammed ismini alan kişiye düşen sorumluluk.

İkincisi de; bu isimle evladını, kardeşini, arkadaşını, yakınını çağıran, onunla diyalog hâlinde olan şahıslara düşen sorumluluk.

Muhammed ismini almak, gerçekten büyük bir sorumluluk getirmektedir.

İsim sahibi, isminin taşıdığı manayı, Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) hiçbir zaman unutmamalıdır. Çünkü kendisine her bakan, seslenen, ister istemez Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) hatırlamakta, hatırlatmaktadır.

O mübarek ismi taşıyan; yalandan, hileden, tembellikten, Müslüman şahsiyetine yakışmayan hareketlerden kaçınmalıdır.

Bu ismi almış olan kişi, eğer bu yükü kaldıramayacaksa değiştirmelidir.

Evet, değiştirsin ismini… Peygamberimin ismini nasıl değiştireyim, diye düşünmeden bunu yapsın. Çünkü böyle yapması daha hayırlı olur. Kendi peygamberine söz getirmemiş olur.

Adı Muhammed olan bir yakınına seslenen kişi de seçtiği ifadelere dikkat etmelidir.

Olumsuz sıfatlarla birlikte Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ismini birlikte asla anmamalıdır. Kendine, diline hâkim olmalıdır. Şahsa olan kızgınlığını dile getirirken vebale girmemelidir. Hz. Enes’in (r.a.) buyurduğu gibi, bir skandala yol açmamalıdır.

Bu arada âcizane bir kanaatimi arz etmek istiyorum: Aslında ebeveynler, çocuklarına sadece Muhammed ismini mümkün mertebe vermemelidirler. Muhammed’in yanı sıra, ikinci bir isim vererek, durumu tehlikeli alandançıkarmalıdırlar. Böyle yapmak, tedbir açısından daha uygun olur, diye düşünüyorum.

En doğrusunu Allah bilir.

İNCE DÜŞÜNCELİ SULTAN

Gazneli Sultan Mahmud, İslam’a olan bağlılığı ve hizmetleriyle bilinen bir yöneticiydi.

Kendisine hizmet edenlerden birinin adı Muhammed idi. Ve ona da hâliyle “Muhammed” diye seslenirdi. 

Bir gün yine bir iş için ona seslendiği zaman, babasının ismiyle hitap etti.

Bu durum, hizmetçisinin dikkatini çekti ve uygun bir zamanda sebebini sordu:

“Hükümdarım, beni mazur görün ama bir şey sormadan edemeyeceğim. Siz bana seslenirken, hep ismimle hitap ediyordunuz. Oysa az önce beni babama nispetle çağırdınız. Acaba bir kusurum mu oldu ki böyle yaptınız?”

Gazneli Mahmud, hepimize ders olacak ibret verici şu açıklamayı yapar:

“Hayır! Sana herhangi bir kızgınlığım yoktur. Ancak ben, sana isminle hitap ettiğimde hep abdestli olurdum. Oysa şimdi abdestim olmadığı için Muhammed ismini dilime almak istemedim.”

İşte gerçek bir peygamber âşığının ibret verici hareketi…

Diğer Yazıları
Akif CEMİL
Cemil GÜL
Dr. Mehmet SÜRMELİ
İktibas
Mehmet Nezir GÜL
Ömer Erdoğdu
HAVA DURUMU


NİĞDE